9 Mart 2024 Cumartesi

ciğerimde bir sancı

    Zaman akıyor. Bir kum misali. Çölleri çok severim, gidip bir çölde öleceğim ömrümün sonlarına doğru. Gerçi ömrümün sonunu nereden kestireceğim pek bilemiyorum. Herhal, bir şekilde hissederim zamanı geldiğinde. Kafama bir hasır şapka takıp yollara düşeceğim. Hangi yola düşerim bilmiyorum ama yollar kuru ve çorak olmalı sanırım. Uzunca bir yol gideceğim, yolculuk en az bir kaç gün sürmeli veya bir kaç ay. Yollarda hiç yağmur yağmamalı, hava bulutlu olmamalı ve giderken ara sıra denizi görmeliyim. Hangi çöle gideceğime karar veremedim. Sanırım buna yollarda karar vereceğim. İlk gittiğim çölü beğenmezsem, başka bir çöle gideceğim. Çöl, çöl uzun bir süre gezebilirim. Oraya vardığımda yanıma bir miktar yiyecek ve su alacağım. İnsanlar olmamalı, hiçbir insan izi olmamalı. Çölün en çorak en kervan geçmez yeri olmalı gideceğim yer. Çok uzaklarda ve çok ücra bir yerde olmalı varacağım kumlar. O yakıcı kumların içine gireceğim. Bir akrep, bir kobra misali. Cayır cayır yanan kumların içinde, güneş tam tepemde, bir ıslık tutturacağım, tınısı bu dünyanın ötesinde. Terden sırılsıklam olacağım, kumlar ıslanacak. Rahatsızlık ve bir sıkıntı çökecek üstüme. Güneş kafamı haşlayacak. Kulaklarımdan ve burnumdan aşağı sıcaklık akacak. Kupkuru kalacağım sonunda. Kanım, etim ve kemiğim. O kumun içinde öylece asırlar boyu, belki birkaç milenyum. Bir kurt bulur kemiğimi, kemirir belki. Bir yolcu veya meraklı bir turist gelip geçerken görür kemiklerimi. Belki uzaktan bakar, belki yakınına gelip kurcalar kemiklerimi. Belki bir meteor düşer gökyüzünden yeryüzüne. Tam kemiklerimin olduğu yere. Paramparça eder tüm kalıntılarımı, bir çukur oluşturur. Belki de kimse bilmez, kimse fark etmez. O kumlarla bütün olurum, unuturum ve unutulurum. Belki mevsimler döner, dünya eksen değiştirir ve çöller orman olur. 10 metre üstümden değişik egzotik hayvanlar gelir geçer. Doğumlar olur, savaşlar olur. Belki üstümde egzotik ağaçlar filizlenir yaprakları ta göğe açılır ve kökleri gelip kemiklerimi bulur. Belki tüketir kemiklerimi orman, belki beslenir onlardan. Belki biri gelir ve oturur yanıma ben kumların içindeyken. Tutar elimi ve hiç konuşmaz. Hiç ama hiç konuşmaz ve ben öylece uzanırım kumların içinde.


Kapılar açılacak ve kapılar kapanacak. Yaşlı kadın yeni süpürmüş yerleri. Her köşede ve kenarda bir aşınmışlık. Her şey, her şeye sürtünmüş ve her şey her şeyden bir şeyler götürmüş. Kapı kenarlarında, süpürgeliklerde ve eşyalarda hep çizikler. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder