30 Haziran 2025 Pazartesi

Bir ızdıraptır yaşamak

ve sevmek gerekir bu ızdırabı. parmağımda bir acı bir, bir iğne batmış gibi. her parmak darbem klavyede beynime yolluyor sinyalleri. "acı, acı, acı". yinede basıyorum tuşlara. dün bir iki şeye baktım. 5 ipucu vermişti adam hayata dair. yüzünde değişik bir ifade vardı adamın. birincisi egzersiz. hareket edeceksin, vücudunu kullanacaksın. vücudunu hareket ettirebildiğin süreci hareket ettireceksin. ikinci aşk. insanları sevecek ve dertleşeceksin. herkes acı ızdırap içinde, onlarla paylaşacaksın. onların yükünü azaltacaksın. onlarda senin yükünü azaltacak. üçüncü sanat. ellerin boş durmayacak. birşey üretecek. olmadı şarkı olmadı bir hikaye anlatacaksın. sanatın bir biçimini şeklini ifade edeceksin elinde geldiğince. dördüncü kafayı meşgul tutmak. kafanda birşeyler dönecek boş kalmayacak. okuyacaksın, düşüneceksin ve konuşacaksın. eline ne geçerse, gazete, dergi kitap küpür ıvız zıvır. mizah, müzik ve dahası işte. hepsini bir araya getirip bir hayat yaşamak için mücadele vereceksin. 

ne yalan söyleyeyim. son iki haftadır belki iki aydır pek kendimde değildim. kipchogenin sözleri yankılanıyordu kafamda öğleden sonra kafede oturmuş soğuk americano içerken. discipline is freedom. disiplin disiplin disiplin. zevk ve isteklerin peşinde dolanıp duruyorum kaç zamandır. bir mücadeledir sonu gelmek bilmiyor. becemeriğim onlarca iş. yarım yamalak kalmış düşünceler, görevler ve insanlar. hepsi birike birike içime dert olup duruyor. sabah çıktım koştum. bir kaç işin peşinde koştum durdum gün boyu. 

beni uzun uzadıya düşündürüp sinir eden bir düşünce vardı geçenlerde. özgür iradeye sahip olmayışımız. bunu boylu boyuna düşünmemiştim bayağıdır. düşününce içime oturdu bu düşünce. başa çıkmakta kabullenmekte zorlandım. ben ve benim seçimlerim yok. ben diye birşey yok. ben bir hiçim. bunlarla oyalandım. kızdım, öfkelendim, bozuldum. sonra kabullendim. sonra umursamadım sanırım. varsa var yoksa yok hayat devam ediyor. bir ton iş beni bekliyor. koşmaya devam. 

bir yolunu bulmak zorundayız nasıl olsa. bunun için kurulmuşuz. bu düzenek bunun için çalışıp mücadele veriyor. ve bu düzenek ondan önceki milyonlarca düzeneğin deneme yanılma yoluyla öğrendiklerinin ürünü. yani son model bir makine. bu zamana kadar hayatta kalmış. şekil değiştirmiş, yol yordam bulmuş ve başarmış. sadece beyaz laleleri yaşatıp diğer laleleri öldürürseniz laleler en beyaz olmak için yarışmaya başlar. ama bu örneğe gerek yok. yaşamın başarısı zaten ölümle ölçülen bir şey. diğer herkes elendi. biz kaldık. bu ızdıraba katlanmayı öğrendik. bu ızdıraba sırıtmayı alay etmeyi müziği dansı şarkıyı sanatı hikayeyi aşkı sporu ve nicesini. 

yaşam bunlara değer mi? kimin umrunda yaşamın tek derdi devam edebilmek. devam edebildiği bir yolunu bulduğu sürece bir önemi yok. herşey yan ürün. 

içimi yakan bir durum var. yaşamın özünde çekirdeğinde bir şey. beni kahredip kavuran bir durum bu. nasıl başa çıkılır ne edilir bilmiyorum. ızdırap katlanmayı gerektirir. bir yolunu bulmak için herşeyi deniyor aklım ve vücudum. çaba üstüne çaba veriyor. pes etmiyor. yaşamak bunu gerektirir ya hani. çektiğim çileleri boşverdim. geçmişte bir iki olay olduydu. minettar olmak insana iyi geliyor. geçmişe bakıp güzel şeyleri anımsamak. hayat o kadar da kötü değil demek iyi geliyor. bir mutluluk bazen tüm ömre bedel oluyor. hatırlıyorum. iyi ki doğmuşum diyorum. o kadar da kötü değil diyorum. iki ayağım iki kolum iki gözüm var diyorum. sahip olduğum herşey için minnet duyuyorum. iş görebildiğim için, elim ayağım tuttuğu için. aklım başım yerinde olduğu için. değerli şeyler bunlar. 

saatime bakıyorum. saatler ve dakikalar akıp gidiyor. ne istedim, ne elde ettim. avucumdan kayıp gitti herşey. ömür geçip gidiyor. yaşlanıyorum. bir gün hepimiz öleceğiz. bu güne kadar doğan hiç kimse doğmuş olmayı dilemedi. kendimizi burada bulduk. doğup doğmamayı seçemezdik. böyle bir seçim mümkün değil.  seçim bir yanılgı. seçim yok. sen bir sonuçsun. ben bir sonucum. 2 + 2 = 4 gibi bir sonuç.