20 Nisan 2017 Perşembe

nargile içerkenki farkındalıklar

şu an bir yerlerde birileri korkunç acılar çekiyor
birileri çok boktan durumların içinde
acılar içinde kıvranan kanser hastaları
çaresiz duruma düşen insan dilimleri
düğümlenen hayatlar var
bu düğümler kimi zaman bir çembere sokulan kafayla son buluyor
birileri en güzel gününü yaşıyor
hisler denizindeki bütün güzel dalgalar çarpıyor tüm benliğine
kayboluyorum insan dilimleri içinde
kendi hikayemin boktanlığıyla çevriliyken diğer hikayeleri fark ediyorum
nefesim kesiliyor
dumanlı tepeye tırmandırıyorum çaresizliğimi
dumanda kayboluyorum diğer silüetlerin eşliğinde
sızlayan pişmanlıklarım nüksediyor mutluluğuma
kapılıyorum kendi saçmalıklarıma
doku reddi yaşıyor mutluluklarım
dem vuruyorum yalnızlığıma kitaplarımla
en yoğun hissettiğim anlarda üşüyüp titriyorum
mahvoluyorum başkalarının hayatlarıyla yaptığım empatilerle
geçmiş sanki hiç yaşanmamış gibi
ama çarpıyor suratıma tüm geçmişimi varlığım
üşüyorum
battaniyeye ihtiyacım yok
kuruntularımı çekiyorum üstüme
ama bir cekette fena olmazdı
ve mide bulantım
en kötüsü de o işte
bir çocuğun yıkılan hayalleri
vazgeçtiğim her şey
yaşamı tadıyorum bahanesi
tecrübelemenin güzelliği
daha çok şey var yaşayacak
bu cümleleri başka perspektiflerde görmek üzüyor beni
birden fazla insan olmak
korkunç empati yeteneğim
bu yüzyıl böyle mi geçicek?

18 Nisan 2017 Salı

yine yalnızım

yine üstüme çekip geceyi uykuya daldım okumayı yarım bıraktığım kitabın yanında. uyanışım ev arkadaşımın akşamın üçünde gelişiyle bölündü kombide yanmadığı için götüm donmuş bi şekilde uyandım. gittim baktım puşta napıyo diye ev kirasını da geciktirmiştik zaten onun parasını da isteyecektim. puşt küpe taktırmış iki kulağına da aklıma ilk gelen şey odasına astığı tarkan posterlerinin bilinçaltına girip onu bunu yapmaya ittiği oldu. sonra yalanlar uydurdum parayı hızlı teslim etsin diye; ev sahibi sıkıştırıyor borcu varmış hemen vermemiz lazım falan filan. inşallah bu blogu keşfedip okumaz bi gün. her neyse gittim tost yaptım yine sabah kahvaltılarının vazgeçilmez besin kaynağı! old boy isimli filmi indirmiştim torrentten onu izlemeyi planlıyorum flashla tv'ye takıp. old boy'u daha önce izlemiştim aslında ama uzun zaman oldu. uzun zaman önce izlediğim filmleri tekrar izleyip refreshleme huyu var bende o yüzden yeni filmleri fazla izleyemiyorum. düşüncelerimin durgunluğu beni bunaltmaya başladığından hayal gücümü düşüncelerimi biraz açsın diye kitap dergi filan aldım okumak için. yeraltından notlar ve 1984. 1984'ü arkadaş tavsiye etmişti.
hayvan çiftliğini okurken baya haz almıştım onu da aynı arkadaş tavsiye etmişti okumam için şimdide 1984ü tavsiye etti hayvan çiftliğinin yazarının kitabı yine. 26 LİRAYA kıyıp aldım kitabı. kitaplar biraz pahalı ama kültüre bilgiye harcıyorum paramı bahanesiyle fazla takmıyorum kafaya. yeraltından notlarıda bir sitede görmüştüm herkes ilk 5-10 favori kitabını yazıyodu o listeler arasında ya birinci yada ikinci olduğundan almıştım okuma listeme şimdide fırsat çıktı aldım okuyorum aslında tamamen tesadüf eseri aldım yeraltından notları 1984ü almak için gitmiştim kitapçıya ama kitabı alıp kasaya gittiğimde ikinci ürüne fifty fifty indirim yapıyoz AGAAA dedi. bende hemen atladım SÜPEEEEERRRR diye. ama ben 1984 için yapıcak indirimi sanıyodum o yüzden atlamıştım ama başka ürün almam lazımmış. bende kitap alıyım bari dedim çıktım tekrar üst kata görevliye sordum okuma listemdeki kitapları. inanırmısınız HİÇBİRİ YOKTU! yaklaşık 10 kitap sordum! mal görevli yanlış mı yazıyordu ne bok yiyodu bilmiyorum hiçbirini bulamadı dediğim kitapların ama meğersen sonradan tahmin ettiğim gibi mal herif yanlış yazıyormuş kitap adlarını. sorduğum kitapları sağa sola baktıkça gördüm ama asıl ilgimi çeken yeraltından notlar oldu kitabın ilk sayfasını okudum gerçekten hoşuma gitti buraya yazıyım bir kısmını;

'' hasta bir adamım ben. kötü bir adamım. çirkin bir adamım. sanırım, karaciğerim rahatsız. ''

bu kısmı okuduktan sonra hemen kasaya fırladım ve ALDIM (içime) ehehe.

günaydın.