20 Ocak 2024 Cumartesi

Benim atalarım şaman olmalı

 Başka bir açıklaması yok! Başka türlü nasıl açıklayacağım böyle bir puşt oluşumu? Mistik bir piçim ben. 


Aradan bayağı zaman geçti. O zamanlar ben, ben değildim. Belki de bendim. Belki de en ben bendim. 

Evet, yine sızlanmaya veya böbürlenmeye geldim. Buraya her gelişimde bu ikisinden birini yaparım elbet. Ama sanki bu sefer biraz farklı. Şaka şaka, bir fark yok. Hala aynı beş para etmez şerefsiz piçim. Aynı korkak kıçı kırık hayata devam. Ah, azizim. Keşke değişebilsem. Keşke biraz gücümü kuvvetimi ve cesaretimi toplayıp adam gibi adam olabilsem, yok işte olmuyor! İçimde bir tür şerefsizlik var, başa çıkamıyorum. Aklımda hep bir hinlik, hinlik te ne hinlik! Hep bir fenalık, kötülük kol geziyor düşüncemin köşesinde, kenarında. Neyse, felsefe yapmayacağım. Yine buradayım, konuşacak kimsem kalmadı. O yüzden yazıyorum. Yine uzaklaştım, yalnız kaldım, elimi eteğimi çektim insanlardan. Arayan oluyor, soran oluyor, açmıyorum. Siktir olup gitsinler cehennemin dibine! Kendimden başka ne isteyim? Ben yüceyim, ben bilgeyim, ben her şeyi bilen koca sikliyim. O yüzden kimseye ihtiyacım yok. Evet, bu kadar basit. 

Ne aptal sorulara cevap arıyorum bazen. Hep sorularda bir yanlışlık var. Buraya geldim ve yazıyorum, insan konuşmak ister. İnsan anlatmak ister. İnsan dertleşmek, derdini dökmek ister. Benim dert dökecek kimsem yok. Geldim, yazıyorum. İnsan olduğumdan böyle, aşağılık bir insanım belki, ama yine de insanım elbet. Gecenin 3'ü olmuş. Uyku tutmadı, düşündüm de düşündüm, kendi kendime bir ton kuruntu kurdum. Sıkılınca da kalktım yazıyım bari dedim. 

İnsan olmak böyle bir şey işte. En ön sıradan izliyorum gösteriyi. "İnsan" deneyimi. 

19 Ocak 2024 Cuma

Benden nefret ederdin

 Nerden bileceksin ki? Gözümden bakışımdan edindin bir izlenim. Kötü, felaket ve bulanık. Duyacağın sözlere hazır değildin. Ben o sıralar bir kuşu gözlüyordum, haber bekliyordum. Sen çıkıverdin. Nereden bileceksin ki? Kötü ve felaket. Umduğumu bulamadım. Seni buldum. Ve sen bir cennet kuşuydun. Öttün. Öttün. Öttün. Tanısaydın beni, benden nefret ederdin. Peki... Ettin mi?

6 Ocak 2024 Cumartesi

fısıltı

 kara kumlarda kumarbazlar. kartlar, eller ve kollar. bileklerde taze, taze ve ince. belinden tutmuş evirip çevirmiş. kokusu kalmış geride. gerine gerine, tadını çıkara çıkara. öpüşler ve gülüşler. bir kumarbaz çalmış götürmüş. keskinmiş tuttuğu kartlar ve verdiği kararlar. gözündeymiş ve aklındaymış başından beri. tutmuş ve çalmış. arka çıkmış batmış ve batırmış. zenginliğine el koymuşlar. yolunu kaybedip aya tutunmuş. ay sormuş, sorguya çekmiş. iki kelam etmiş ve gerçekler her zaman belirsiz. gerçekler her zaman körpe ve taze, solukluğa, inlercesine, aşık. sebebini bulmuş gecenin derininde karanlığın köşesinde bir düşüncenin gizinde. korkmuş ve ölmüş. dirilmiş ve doğmuş. tek gecede, pek çok geceye yayılarak. çıngıraklı yılanın çıngırağından tutarak. orada, çölün şafağında, bir dansözün eteğinde, bir kumarbazın keskin gözlerinde, bir devenin hörgücünde, aşkın karanlığında. erimiş, akmış ve mumlar aydınlatmış. hiddetlenip, şiddetlenmiş. terlemiş ve kudurmuş. aşk budur demiş herkes. herkes heyecanlı, nefesler derinleşmiş, tutulmuş, şaşkınlık ve şevkin derinliği başlara vurmuş, bayılanlar olmuş. mum erimiş, akmış, karışmış ve bulanmış. oradaymış, herşey, gözler önünde, bir ileri bir geri, sallanmış salıncak, çarşaflara dolanmış, baş aşağı sarkmış. gözler ve tutulmayan sözler. iki tepe, iki çoban ve yüzlerce keçi. kimi ak, kimi kara. kumlarla çevrili her köşesi, battığı yer ve çıktığı yer. sulanmış, vaha olmuş, palmiyeler ve rüzgar. aşk şarkılarının bestelendiği yaz geceleri, bir fısıltının yitip gitmediği yer.