29 Mayıs 2017 Pazartesi

ten page

     göz kapaklarımın açılışını fark ettim. bilincim uyanmıştı, ben ise bilinç altıma aşıktım. uyumayı seviyorum çünkü başka farkındalıklarda uyanmamı sağlıyor. odaya bakıp yalnızlığımı soludum. boş bir kupa ve boş bir sürahi. susamıştım. bu aralar çok susar olmuştum. aynada ki gözlerin parıltısı eskisi kadar parlak değildi. hiçbir şey eskisi gibi değildi. evdeki sessizliğin bunaltısıyla bilinçsizce şarkı söylemeye başladım. bilinçsizliğimi seviyorum. yapılacak şeyler listesine eklemek istediğim şeyler aklıma geldi. eklemedim. turuncu bir gün olacak gibiydi. bu aralar günler gitgide turunculaşıyordu.yakında da kırmızılaşacak gibiydi. yaz gelmişti ama gelmemiş olan daha çok şey vardı. zaman geçti ben zamana ayak uydurmaya çabaladım. sokağa çıkıp güneşin sıcaklığını hissettim tenimde. bir kaç dakika öylece dikildim soğukluğumu üzerimden atmak için.atamadım. yavaş yürüdüm esintiyi hissedip üşümemek için. gölgelerden uzak durdum. varana kadar otomatikliğime yürüdüm.kayboldum o çok bildiğimi sandığım her şeyde. sağa sola bakmadım sadece yürüdüm, varana kadar sıcaklığına. yalnızlığıma çare olan tek şey senin varlığındı. sen olmasaydın yine dönerdim rüzgarlı duvarlarıma. bilmediğin o kadar çok şey vardı ki bu bilmeyişlerine aşıktım. bu yüzden yanaşmıyordum sana. büyüyü bozmamak için. bilinçsizliğini seviyorum. benim sahip olamadığım bir şey bu. bilinç altlarıyla yaşayan insanları seviyorum. dipsiz okyanusta dibi arayan bir çapa gibi hissediyorum kendimi. her dakika her saniye daha derine iniyorum. her an sarsılıyorum, her an sıkışıp bunalıyorum. bu yüzden unutmak iyi geliyor. ne kadar derin bir insansın ne kadar derine daldın da sonra çıkmak istedin. biliyorum daldın belki benden daha derine belkide dibe ulaştın. görebiliyorum gözlerinde. merak ediyorum, hissedebiliyor musun soğukluğumu? üşütüyor mu seni benim soğukluğum? cevapları yalnızca ben verebilirim sen değil. hep böyleydi hep böyle olacak. insanlardan asla cevap beklemem onlar yerine yanıtlarım soruları ne kadar cevap vermek isteselerde. burası benim dünyam benim varoluşum benim kararlarım. özgürlük haklarımı kullanıyorum sadece. özgürlüğün getirilerinden sonuna kadar faydalanıyorum. peki ya bana yöneltilen sorular. bilinçaltımı kapadım bu sorulara. paçavra olan bilincimle cevap veriyorum her şeye. sonra dönüp dönüp düşünüyorum verdiğim cevapları. bilinç altım yapıyor bunu ben değil. bilinçaltımı seviyorum. benden daha mükemmel cevaplar veriyor. sadece bana. kaybolmak istediğim zaman ışıltılı geçmişte an'a döndürüp sarsıyor beni soğukluğuyla okyanus ve ben her sarsılışımla daha derine iniyorum. bir gün o kadar derine ineceğim ki hiç kimse çekemeyecek beni yukarı hiçbir şey ısıtamayacak. soğukluğumun içine gömülüp kendi sıcaklığımı bulacağım. o zaman hiçbir şeye ihtiyacım kalmayacak ne sana ne senin sıcaklığına ne de bilinçaltıma. o gün gelene kadar bu sıkışıklık ve soğukluğa katlanmak zorundayım. kolay bir yol değil benimki ama ben seçtim batmayı. varoluşum böyle. mutlu oluşum böyle. kendime verdiğim cevaplar böyle.  işte tüm hikaye buydu bu anlamlandırışlarıma tutunuyordum. başka pek bir şey yoktu devam etmemi sağlayan. kuruntular arasında belki bir gün deliririm yada tam tersi ama bildiğim tek bir şey var o da doğru yolda olduğumdur. doğru olan ise hiç kimsenin yürümeyi seçmediği yoldur. bunları bir kenarı bırakırsak ağzından çıkan her laf bulanıp bulanıp bilinçaltıma kusuyordu. beni kirletiyordun sözlerinle. senden uzak durmaya karar verdim ama o kadar uzak değil. sıcaklığını hala hissedebileceğim bir yerde duruyorum. gözlerinde ise dibi arıyorum.