Yitip, gidip, bitmişim. Neredeydim en son? Nerede bırakmıştım ipin ucunu? Tanrı uzandı. Tuttu ellerimden. Tövbelerim ve gözyaşlarım. Kupkuru, sımsıcak. Çöller.
Niyetim belli. Gözlerim kısık, etraf toz duman. Yıkıldı binam, çöktüm, göçük. Yitirdim. Bir zamanlar, bazı anılar. Ne kadar da derindi. Ne kadar da anlamlı. O kadar acı çektim ki. O kadar kötü hissettim ki. Fırtınalar, yağmurlar ve insanlar. Nefes alasım gelmedi. Günler öyle bir geçti ki, ne tutabildim, ne de anlayabildim. Öyle kötüydüm ki. Öyle berbattım ki. Öleceğimi sandım, hergün ölümü çağırdım, onu bekledim. Bulutları izledim. Aldıkları şekilleri, renklerini ve gölgelerini. Ah, fırtına. Ah. Gece vakti, hatırlarım. Yağmur yağmıştı, her yer ıslak. Yansıdı acım tüm o görüntüden, biriken yağmur damlalarından ve gözlerimden. Ne zor zamanlardan geçmişim. Haberim olmamış. Ölüm ve yaşam arasında sıkışmışım. Nasıl çıkmışım? Nasıl hala burdayım? Ne yaşandı onca zaman? O korkunç zaman ve o korkunç mekan. Bir ömür yakamı bırakmaz bu işkence. Her gün, başından sonuna kadar. Ne yedim, ne içtim? Nasıl hayatta kaldım? Nasıl ölmedim? Deprem oldu, aşk çöktü üstüme. Bir ayrılık kırdı fay hattımı. Koptum, zamandan ve mekandan. Ne gördü gözlerim ve ne işitti kulaklarım? Günlerce ne yaşadım ben. Sabahtan akşama kadar. Ne bir insan sesi ne de bir sıcak el dokundu ellerime. Senin aşkın günay. Senin gözlerin günay. Sen kurtardın beni. Sensiz halim beterdi. Aşkım. Mutluluğum. Hayatımın güneşi.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder