göz kapaklarımın açılışını fark ettim. bilincim
uyanmıştı, ben ise bilinç altıma aşıktım. uyumayı seviyorum çünkü başka
farkındalıklarda uyanmamı sağlıyor. odaya bakıp yalnızlığımı soludum. boş bir
kupa ve boş bir sürahi. susamıştım. bu aralar çok susar olmuştum. aynada ki
gözlerin parıltısı eskisi kadar parlak değildi. hiçbir şey eskisi gibi değildi.
evdeki sessizliğin bunaltısıyla bilinçsizce şarkı söylemeye başladım.
bilinçsizliğimi seviyorum. yapılacak şeyler listesine eklemek istediğim şeyler
aklıma geldi. eklemedim. turuncu bir gün olacak gibiydi. bu aralar günler
gitgide turunculaşıyordu.yakında da kırmızılaşacak gibiydi. yaz gelmişti ama
gelmemiş olan daha çok şey vardı. zaman geçti ben zamana ayak uydurmaya
çabaladım. sokağa çıkıp güneşin sıcaklığını hissettim tenimde. bir kaç dakika
öylece dikildim soğukluğumu üzerimden atmak için.atamadım. yavaş yürüdüm
esintiyi hissedip üşümemek için. gölgelerden uzak durdum. varana kadar
otomatikliğime yürüdüm.kayboldum o çok bildiğimi sandığım her şeyde. sağa sola
bakmadım sadece yürüdüm, varana kadar sıcaklığına. yalnızlığıma çare olan tek
şey senin varlığındı. sen olmasaydın yine dönerdim rüzgarlı duvarlarıma.
bilmediğin o kadar çok şey vardı ki bu bilmeyişlerine aşıktım. bu yüzden yanaşmıyordum
sana. büyüyü bozmamak için. bilinçsizliğini seviyorum. benim sahip olamadığım
bir şey bu. bilinç altlarıyla yaşayan insanları seviyorum. dipsiz okyanusta dibi
arayan bir çapa gibi hissediyorum kendimi. her dakika her saniye daha derine
iniyorum. her an sarsılıyorum, her an sıkışıp bunalıyorum. bu yüzden unutmak
iyi geliyor. ne kadar derin bir insansın ne kadar derine daldın da sonra çıkmak
istedin. biliyorum daldın belki benden daha derine belkide dibe ulaştın.
görebiliyorum gözlerinde. merak ediyorum, hissedebiliyor musun soğukluğumu?
üşütüyor mu seni benim soğukluğum? cevapları yalnızca ben verebilirim sen
değil. hep böyleydi hep böyle olacak. insanlardan asla cevap beklemem onlar
yerine yanıtlarım soruları ne kadar cevap vermek isteselerde. burası benim
dünyam benim varoluşum benim kararlarım. özgürlük haklarımı kullanıyorum
sadece. özgürlüğün getirilerinden sonuna kadar faydalanıyorum. peki ya bana
yöneltilen sorular. bilinçaltımı kapadım bu sorulara. paçavra olan bilincimle
cevap veriyorum her şeye. sonra dönüp dönüp düşünüyorum verdiğim cevapları.
bilinç altım yapıyor bunu ben değil. bilinçaltımı seviyorum. benden daha
mükemmel cevaplar veriyor. sadece bana. kaybolmak istediğim zaman ışıltılı
geçmişte an'a döndürüp sarsıyor beni soğukluğuyla okyanus ve ben her
sarsılışımla daha derine iniyorum. bir gün o kadar derine ineceğim ki hiç kimse
çekemeyecek beni yukarı hiçbir şey ısıtamayacak. soğukluğumun içine gömülüp
kendi sıcaklığımı bulacağım. o zaman hiçbir şeye ihtiyacım kalmayacak ne sana ne
senin sıcaklığına ne de bilinçaltıma. o gün gelene kadar bu sıkışıklık ve
soğukluğa katlanmak zorundayım. kolay bir yol değil benimki ama ben seçtim
batmayı. varoluşum böyle. mutlu oluşum böyle. kendime verdiğim cevaplar
böyle. işte tüm hikaye buydu bu
anlamlandırışlarıma tutunuyordum. başka pek bir şey yoktu devam etmemi sağlayan.
kuruntular arasında belki bir gün deliririm yada tam tersi ama bildiğim tek bir
şey var o da doğru yolda olduğumdur. doğru olan ise hiç kimsenin yürümeyi
seçmediği yoldur. bunları bir kenarı bırakırsak ağzından çıkan her laf bulanıp
bulanıp bilinçaltıma kusuyordu. beni kirletiyordun sözlerinle. senden uzak
durmaya karar verdim ama o kadar uzak değil. sıcaklığını hala hissedebileceğim
bir yerde duruyorum. gözlerinde ise dibi arıyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder