ahşap kokusunu özledim. içinde bilmediğim anlamadığım şeyler saklayan sandığın ahşap kokusunu. pencerenin kenarında yağmurun bıraktığı ıslaklığı gözlemeyi özledim. burnumu cama yapıştırıp camı koklamayı. yeşil yaprakların ucunda yaz güneşi altındaki parıltıyı. denizin üstüme sinen kokusunu, kumların üstüme yapışıp kalmasını. deniz kabukları toplamayı özledim. ağaçları bir çırpıda tırmanmayı ve ekşi eriğin ağzımda bıraktığı tadı. o güzel kızın sevimli mutlu gülüşünü özledim. masum ve güzel. kalbimi korkutan o bilinmez hırçınlığı ve yalnızlığı özledim. gözlerimden akan yaşın sıcaklığını ve dudaklarıma ulaştığında bıraktığı tadı. dokunmayı ve hissetmeyi özledim. bilmediğim ve anlamadığım şeyleri dokunarak ve koklayarak incelemeyi. saçları özledim, her rengini ve parmaklarım arasında kayıp gidişlerini. renkli ışıkları özledim. uzaklarda belli belirsiz parlayan ve anlamları net olmayan. sesleri ve kelimeleri özledim. bir dostun ağzından çıkan önemli önemsiz herşeyi. takip etmeyi ve takip edilmeyi. güneşte parlayan yüzleri. rüzgarın ağaçlarda çıkardığı o mistik antik hışırtıyı. bir yerlerde kafelerde restoranlarda doluşmuş kalabalık insanları. çıkardıkları sesleri ve yaydıkları sıcaklığı. yaşlı nazik insanları. ettikleri nasihatleri ve verdikleri küçük armağanları. geceyi özledim, benden günü alıp götüren geceyi. gecenin kokusunu ve serinliğini. geç saatlerin tekinsizliğini. bir karıncanın parmağımda attığı adımları. tavlanın zarlarını ve attığımda çıkardığı sesleri. kedilerin bakışını özledim. seni özledim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder