23 Ekim 2019 Çarşamba
evet
genelde yalnız hissettiğimde yazarım. şu an ne yalnızım ne de öyle hissediyorum. yalnız hissetmek için etrafınızda insan olmamasına ihtiyacınız yok zira. insanların içinde yaşanan yalnızlık normal yalnızlıktan daha da acı verici olabiliyor zaman zaman. uzun bir süre savaştım. kafamda ki yüzlerce kuruntuyla. onları defetmek için sürekli kendimi uyuşturdum. kimi zaman da onları karşıma alıp saatlerce günlerce aylarca yıllarca savaştım. ne mi bu kuruntular? her şey. hala her şeyin içindeyim. şimdi insanlarım var. muhabbetlerim var. mantıklı olmak için çabalayan bir beynim var. elim avucum var. tutabildiğim ve tutamadığım şeyler var. kendime karşı dürüst olmak da var, ama ben bir korkağım. korkak olmak kötü bir şey değil. çoğu zaman insanı tehlikelere karşı korur, incinmesini engeller korkak olmak. peki ya benim senaryomda? kimin umrunda. ben bir insanım. kafama onlarca saçmalık sıkıştırılmış. hepsinin kurbanıyım. bu saçma ideoloji. onun bir parçasıyım. refah, huzur ve keyif peşinde koşuyorum. ihtiyacım olan şeyler sanırım bunlar. ben doğruyum ve diğer her şey yanlış, ta ki ben onlara doğru diyene kadar. bundan mı ibaret. tabii ki hayır. her zaman daha fazlası var. ben sadece şuan bu kısmına odaklanmış durumdayım. kendime karşı dürüst olmak beni yıkar. parçalar. sonumu getirir. kendimi koruyorum. bir tür self-defence mechanism, you know? bir zamanlar kurcaladım. açtım kilidini, kurcaladım. pek iyi gelmedi. elim ayağım sinirden titrer oldu. stres manyağı oldum. sonra kapadım kapağını defterin. ara sıra açar okurum hala. her okuyuşumda yine nükseder el ayak titremelerim. ama kabullendim. ben bunlarım işte. sırtımı çevirmedim kendime. çevirdiğim zamanlarda oldu elbet ama hiç bir zaman iyi gelmedi bu sırt çevirişler. faydacıyım. kendime. sonuçta başka neyim var ki? ailem var tabii. arkadaşlarım da var. kimi kandırıyorum? sadece ben varım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder